Ey Benim Güzel Sevdalım

18 Eylül 2016 Yazan  
Kategori Şiirler

0e3e444265fb0d

Sevinç bizim güneşte üzümlerden
Sabah işe giderken
Düş diye süzdüğümüz güzelliktir
Başını döndürür bekletirsen

Ortanca çiçeğinin gölgesine
Bize görünmeden sığınıveren
Küçücük bir böceğin çıtırtılı sessizliği
Simgesidir bitmez çabamızın
Seni sevmek gibidir

Çınar sanki mektubunu getiren
o güleç ve dalgacı arkadaştır
Naneler üstünde yatacağımız halı
Derenin sesi tren sesidir.

    www.cicisohbet.net

Zifir Karanlıklar Toprağım Oldu

22 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Zifir Karanlıklar Toprağım Oldu

Hep kederle geçti gençlik yıllarım
Dertlerim bitmeden hayatım soldu
Sevgiyi tatmadan gönlüm kurudu
Gülmeyi unuttum ölsem ne olurDostum dediklerim aldattı durdu
Gözüme gülenler şeytanca vurdu
Attığım her adım kahırla doldu
Nasıl yaşayayım söyleyin bana

Nasıl geçti ömrüm sormayın bana
Dert kederden başka ne yaşadım ki
İsyankar sanmayın yüce Allah’ a (cc)
İsyanım hayata sahte dostlara

Hayaller kurardım kurmaz olsaydım
Hepsi kabus oldu gözlerim doldu
Yaşamaktan bıktım hayatım soldu
Umudum kalmadı tükendim, bittim

İnsanlar değişmiş şeytanlar kaçmış
Duygular satılmış aşklar yalanmış
Dost sandıklarımız bir sahtekarmış
Ah ömrüm ah ömrüm ne çileliymiş

Yanındayım diyen kefenim oldu
Sevgiden bahseden tabuta koydu
Elimden tutanlar mezara koydu
Zifir karanlıklar toprağım oldu

Ahiretim yandı ölsem ayrı dert
Yaşasam ayrı dert ben ne yapsam
Dünya dedikleri ızdıraplı yer
Ağlamakla geçti en güzel yıllar

Hasan İsra Yıldırım

 

BİR ADIN KALMALI

22 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

BİR ADIN KALMALI

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

ÖZLEDİM SENİ

22 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

ÖZLEDİM SENİ

özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları…özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
´´git artık´´ demek
´´beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa´´
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek

HOŞGELDİN KADINIM

22 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

HOŞGELDİN KADINIM

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam…

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

Sözün Bittiği An

11 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Sözün Bittiği An
Sözün Bittiği An
platonik aşk şiirleri
Sözün Bittiği An şiir
Boğazımda düğümlenir kelimelerim,
donar ellerim, buz olur bedenim,
bakışlarım, buğulanır ben susarım.
sen bana uzak kalınca ben orada ölürüm,
bildiğim herşey yalan olur ben susarım
yok verilecek bir cevabım,
anlatmak istediğin ne bilemedim sustum.
bir kaç kelime belli belirsin
ya demekki öyle, başka söz bulamadım
sözün bittiği anlardayım.
seni anlatacak söz bulamıyorum susuyorum.
işte son noktada en uçta uçurumlarda,
sözün bittiği yerdeyim.
sen sen neler düşündün, kendi aklında.
ben bu sözlere sadece gülerim.
söyleyecek söz yok sözün bittiği andayım.
bir şaşkınlık, aklımın her köşesi karanlık,
bir söz arıyorum, haklısın diyecek
bulamıyorum susuyorum.
işte tam o noktada susuyorum
ifade edecek tek bir kelime
bulamıyorum susuyorum.
sen kendini nerelerde görmüşsün
ben farketmemişim.
sana olan merhametimi
sen aşk sanmışsın.
ben şaşkın, ben suskun
boğazıma dizilen kelimeler
kırmadan kalbini anlatmak.
söylemek mümkünmü?
sözün bittiği yer bu olsa gerek.
Sadece susuyorum,
ben sana anlatamıyorum,
sana duyduğum acımayı, merhameti,
zor anında, elinden tutup,
bir adım yukarı çekmeyi, diyemiyorum.
Sadece susuyorum sözün bittiği yer diyorum.
derin bir iç çekiyorum.
Yine acıdı kalbim,
karanlıklar içindeyim lanet olsun
bana içimdeki insan sevgisine.
sözün bittiği yerdeyim.
verecek cevabım yok sana susuyorum
Sözün bittiği an bu diyorum
Serkan
Yeni bir okuyucu şiiriyle birlikteyiz Sözün Bittiği An şiiri ile bizlere yorum köşemizden yazan okuyucumuz Serkan’a gerçekten teşekkür ediyoruz biraz amatörce olmasına rağmen, duygularını kelimelere güzel dökmüş. Platonik bir aşkla bağlanan arkadaşına bu sözlerle ulaşmaya çalışmış, kırmadan incitmeden, sevgisinin karşılıksız olduğunu anlatmış. Bize bu duygu çok rahat geçti, hissettik. Emeğinize yüreğinize içinizdeki insan sevgisine teşekkür ediyoruz. Bizimle paylaştığınız bu güzel şiir içinde teşekkür ediyoruz Serkan kardeşimize.…

Son Nokta Sanki Sen Şiir

11 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Son Nokta Sanki Sen Şiir

Son Nokta Sanki Sen Şiir
Sevgili okurlarımız, bugün adem arkadaşımızın iki güzel şiirini sizlerle paylaşacağız. yorum köşemizden yazın yayımlayalım, dedik okuyucularımızdan gelen ilği gerçekten biz çok sevndirdi. Her insanın elbette söyleyecek sözü , yazacak, bir şiir değeri vardır. Yanılmadık, tatlialem ailesi olrak verdiğimiz sözü tutuyoruz. İyi kötü acemi demeden yayımlarmısınız diye not düşülen her yazıyı, uygunsa yayımlıyoruz.
hüzünlü şiirler
Son Nokta
Son Nokta
bir resimde gördüm seni
bir yazının cümlelerinde
Bir makalenin satır aralarında kay bolmuş benliğin,
seni anlatan acılılarla dolmuş
öznesi,yüklemi bir birine girmiş,
noktası yok virgülü yok
ben koydum virgülünü ,
ünlemini ben koydum
sor işaretleri çok fazla
ünlemlerin makalenin yarısı,
seni gördüm, satır aralarında
hissettim acılarını,
o yazının kelimelerinde,
gördüm seni, hayalini
öznesinde gördüm
yaşadığın tüm acıları.
her harfini gördüm
Hece hece böldüm inceledim seni
yaşadığın yokluğu, hiçliği,
öznesinde gördüm seni,
yüklemine yüklemişsin
kayboluşları, çektirdiğin acıları,
seni gördüm bir cümlede,
noktasında virgülünde,
şaşırmış korku dolu bakan gözlerini,
aklında gecen soruları,
seni gördüm o yazının zamirinde.
seni gördüm, bir yazının paragraf sonunda,
girişinde, gelişmesinde, ve engelli olan bitişinde.
ben koydum, son noktayı sessizce.
ADEM
Sanki Sen
bir karınca yuvası,
tüm gizemiyle güneşi almış küçük kum tepesinin arkasına,
saklamış senin gibi tüm gizemini
sen bir karınca yuvası
ben seni incitmeyecek bir kul,
seyrederken camın buğulu yüzüne yüzünün aksi,
kamaştı gözlerim sanki ben bir kör ,
ben bir ağma oldum,
güneşi arkasına alan bir karınca yuvası
gizemi sanki sen…
Son Nokta Sanki Sen Şiir başlıklı yazımızda Son Nokta ve Sanki Sen Şiirlerine yer verdik. Size şiir yazdıracak kadar hayatınızda yer alan, her duygu için yazacağınız yazılarınızı, şiirleriniz fıkra ve hikayelerinizi yorum köşemizden bizlere yazın , sizin belirlediğiniz isimle yayımlayalım.

Böylesine Severken Aşkı

11 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Böylesine Severken Aşkı

Böylesine Severken Aşkı
Sen hiç gitmek zorunda kaldınmı?
Böylesine severken, senhiç tekbaşına kaldınmı?
Balbin çıkacaka gibi oldumu yerinden?
Sen sen hiç ağladınmı?
Seher vakti duyduğun ezan sesine;
Sevdiğim geri dönsün, beni sevsin diye yalvardınmı?
Sen hiç taparcasına bağlıyken sevdiğine
Hüzünlü ayrılık şiiri
Ayrılık Şiiri
Terk edildinmi?
Sen hiç gittinmi,
Sen hiç gitmek zorunda kaldınmı?
Sevdanı dolu dizgin yaşarken
Sen hiç terkedildinmi,
Bakışların sabitlenip bir noktaya öylemi diye güldünmü?
Sen hiç kendi elinle boynuna ipi geçirdinmi?
Akıl almaz güzellikte yaşarken büyüsünü aşkın.
Bir anda ortada kaldınmı?
Sevğinin ağırlığı altında şizofrenik duygular yaşadınmı?
Bıraktınmı kendini bir uçurumdan boşluğa,
Sen bukadar severken kalbin ellerinde bir duvara fırlattınmı?
Sen hiç bukadar severken elveda dedinmi?
Bak ağlamıyorum sen mutlu ol ben giderim arkama bakmadan, sen hep sev,
Beni sevmesende olur, benzaten seni hiç sevmemiştim, dedinmi?
Canın ellerinde, sevdan yürğinde veda ettinmi?
Sen hiç severken terk edildinmi?
Görmeden yaşamak
Çok uzak diyarlarda biryerlerde yaşadığını bilmek,
Dokunamamak, ellerini tutamamak, gözlerine bakamamak,
Sen bu şizofrenik duyguları yaşadınmı?
Sen bukadar severken bir başkasıyla olduğunu bilmek,
Ona dokunduğunu hissetmek,
Ellerini tutup, gözlerini baktığını hayal etmek,
Bir yatakta yattığını düşünmek,
İçin kan ağlarken yinede güldünmü?
Hadi git artık söyletme beni,
Ben yaşadım.
Sevdam ellerimden kayarken,
Canım kadar severken; sevmiyorum,
Ben seni zaten hiç sevmedim,
Ben seni, gelişini, gidişini,
Ellerimi tutuşunu, sarılmanı,
Usulca öpüşünü, hiç sevmedi,
Ben ben, bu kadar severken
Haşa tanrı gibi taparken.
Arkama bakmadan,
Kalbim ellerimde,
Sevdam yüreğimde gittim.
Böylesine güzel yazılmış bir ayrılık şiiri okumadım, bugüne kadar, gerçek sevginin, gerçek ayrılışın, hikayesi, yazılan ”Böylesine Severken Aşkı” başlıklı şiir. Aldı götürdü, aşkın derin karanlık ayrılık durağında, yapayalnız bıraktı gitti sanki bizi. Emeğinize yüreğinize, sağlık. Yaşadığınız bu büyük sevginize umarız, sizi hiç sayan, deymiştir. Bu büyük sevgiyi hak etmiştir. Hüzün hanım isminiz gibi yaşadığınız hüzünlü ayrılık hikayeniz, duygularınızı kaleme alış şekliniz, oldukça profesyonelce olmuş, çok etkileyici, acaba değermi diye düşünmeden edemiyorum. Kusura bakmayın, Tatlialem web sayfamızda yayımlamak üzere gelen bu güzel şiir için teşekkür ediyoruz HÜZÜN arkadaşımıza. Siz sevgili okurlarımız, yorum köşemize gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ediyoruz. Bizlerde verdiğimiz sözü tutarak gelen şiir ve makaleleriniz yayımlıyoruz. Uygun olan yorumlarınızda onaylayarak başlattığınız konunun devamındaki fikirlerin, yolunu açıyoruz. Bizlerle paylaşacağınız fikir, düşünce, ve konu yorumlarınızı yayımlamak için bekliyoruz

Şairliğin Doğası Özgündür

05 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Şairliğin Doğası Özgündür

Şairliğin Doğası Özgündür

Şair, özenlidir dikkat çekicidir. Her girdiği toplumda özel bir şahsiyettir. Her şair özgündür, hem diğer şairlerden hem toplumun diğer üyelerinden ayrılırldığı nokta budur. Bilindik tarih boyunca şairin bu ayrıcalıklı yeri kimi zaman Ulküleştirilmiş, kimi zaman şairleri aşağılamanın kaynağı olmuştur. Şairi toplumun diğer bireylerinden  ayıran, özgün ve özerk yapan, şairliğin doğacıdır. Her şair özgündür ama şairlik ortaktır. Bu yüzden şairin doğası öznellikle kuşatılmışken, şairliğin doğası belirlenebilir bir nesnellik içerir.

 

Şüphesiz ki her insan doğuşta şairliğe uyarlıdır. Tıpkı her insanın yüzmeye uyarlı olması gibi.Şairlik, kendi içine bakışı, kendini arayışı, dışsal olanı değil, içsel olanı öncelemeyi gerektirir. Şair kendini keşfedip seslendirendir. Dolayısıyla her insan bu olabilirliğe uyarlıdır. Ancak bu uyarlılık körelebilir, çünkü insanın doğası çevresine uyumla belirgindir. Koşullar, doğar doğmaz yüzmeye uyarlı insanı nasıl bir su korkağı yapıyorsa, şairlikten de uzaklaştırabilir. Buna karşın, eğer yeterli bir eğitim görürse her insan hem yüzebilir, hem şiir yazabilir.

Peki, şairler böyle bir eğitim süreci yaşarlar mı?

Şair de herkes gibi geçmişinin toplamıdır ve bu geçmiş hem içsel birikimi hem dışsal koşullarını içerir. Denilebilir ki şairler, özel bir eğitim almamış olsalar bile, şairliklerini köreltmemiş, onu içsel nedenlerle canlı tutabilmişlerdir. Şairlik bir süreçtir, bir durum değildir ve dolayısıyla içinde gelişimi barındırır. Doğar doğmaz kimse şair olamaz, şairliğin de uğrakları vardır ve bu uğrakları geçmek için çalışmak, emek vermek, biriktirmek gerekir.
Şairliğin üç uğrak içerdiği söylenebilir. İlk uğrak çıraklıktır, çıraklık bir olabilirlik uğrağıdır. Ne olup olmayacağı, çırağın niyet ve çabasına bağlıdır. Bir arayış dönemi olan çırağın en belirgin özelliği kendine güvensizlik, şiirinin en belirgin özelliğiyse taklittir. Kendine güvensizlik usta şairlere yönelik ikircikli bir duygulanımı körükler; bir yandan onlara hayrandır, bir yandan onlardan nefret eder. Şiiri de usta şairlerin kalıplarını, söyleme biçimlerini taklitten öteye gitmez. Birçok şair adayı bu uğrakla takılıp kalır. Bir kısmı güvensizlik eşiğini geçip iç sesini dışa taşıyamaz, bir kısmı da öykünmenin dışına çıkabilecek çabayı gösteremez.
Şairlik içsel dünyanın çekimi olduğundan, içe dönük insanların şairliğinin küretmediğinden de söz edilebilir. Bu içe dönüklük, çıraklık döneminde daha büyük sorunlar doğurabilir. Eğer içe dönüklük dışa kapıları kapayacak kadar güçlüyse, o zaman şairlik için gerekli dönüşümü sağlayacak birikim elde edilemez. Böylcce çırak kendi içinde devipip durur, ömrü boyunca bu devinimden kurtulamaz.
İçedönüklüğün. dışarıya kapılan kapatacak kadar güçlü olması ancak kendine güvensizlikten kaynaklanır. Kendine güvensizlik kendi başına bir teh¬likeyken. onu daha büyük bir tehlikeye dönüştürense şairliğe yüklenen toplumsal anlamlardır. Şairin ruhsallığın dili olduğu, nebi olduğu, doğuştan bir yetenek ve öteki insanlardan başka bir genetik yapısı olduğuna yönelik söylem, şair adaylarının kendine güvensizliklerini büyük ölçüde korkuya dönüştürür. Bu korku bazen, aşırı kendine güvene devşirilir ki bu tam bir yanılsama iklimi doğurur. Her yazdığını bir vahiy, kendinin de peygamber olduğunu sanan şair adayları da ortaya çıkabilir.

Şairliğin bu aşamasında çırak şair, doğası gereği kendini bir özne olarak duyumsar. Eylem ve etkinliklerinin merkezinin kendi olduğunu hisseder. Ne var ki bu kavrama zihinsel birikime dayanan bir “bilme” süreci değil, duygusal bir algılama sürecidir. Bir tek kendini özne olarak duyumsayan çırak şair giderek yalnızlaşır. Yalnızlık ve yabancılaşmanm başladığı bu dönemde kaçınılmaz olarak sevgisizlik
artar. Sevgisizlik, dışa yönelik abartılı tepkileri ve hana nefreti körükleyecektir. Sevgisizlik öyle büyüyebilir ki, toplumsallaşmak için bir ergen gibi çevresine saldırıya geçmesine neden olur. Beğenilen, sevilen her kim varsa kendi dışında bu saldırıdan payını alır. Kendinden başka birinin sevilmesine tahammül edemez. Özellikle diğer şairleri bu yüzden kökten kıskanır. Suat özdemir’in şiirinde dillendirdiği gibi: “ben şair, ben şair, gerisi vesair…” türünden bir algıya kapılacaktır. Bu türden bir yanılgıya takılıp kalan çırak şair asla başka şairleri okumak istemez, asla başka şairleri beğenmek istemez. Okuyan ve beğenenlere tahammül edemez. Doğal olarak kendinin kutsanmasını ister. Kendini eleştirenlerden nefret eder, her eleştiri yüreğini incitir. Eleştiri ortamlarından uzaklaşır vc her uzaklaşma sevgisizliği artırır.
Çıraklığın bu gerilimli, çatışmalı ikliminden kurtulmak zordur. Kendini içten dönüştüren, bilincini geliştiren, dışsal olanın birikimine sahip olan çırak şairler, giderek kalfalaşmaya. kendi iç sesini dışarıya uyarlı bir şekilde taşımaya başlarlar. Kalfalık döne¬minde de çıraklık döneminin duygusal çalkantıları sürüp gider ama bir yandan da bu çalkantılarla baş etmenin olanakları ortaya çıkar. Kalfalık döne¬mindeki şair, ilgisini çevresiyle çatışmadan çok, kendini dönüştürmeye, iç sesini duymaya yöneltir. Bu dönüşümü sağlayan eğitimdir. Ya içsel bir eğitim olarak çırak şair kendini dönüştürmüştür ya da usta bir şairin çıraklığını kabullenmiştir. Bir başka deyişle ya kendine çırak olur ya bir başkasına. Çıraklığı kabul et¬mek bir olgunlaşma yoludur ve kalfalığın yolunu açar, çünkü kendini vc iç sesinin doğasını tanımaya başlar. Birikim olmadan, içsel yahut dışsal eğitim olmadan çıraklık uğrağını aşmak çok güç olacaktır. Çıraklık döneminde şairlik, toplumla uyarsızlık gerekçesidir, kalfalık dönemindeyse toplumda yer edinmenin…
Çıraklık döneminin doğası gereği genç şairler daha çok sevgi çağrısı içeren yahut isyan şiirleri yazmaya eğilimlidir. Şiirlerinin içindeki enerji, zaman zaman beklenmedik yaratıcılığa nedenolsa da genel¬likle şiirler ya kullanılmış kalıpları yeni sözcüklerle ifade etme taklidine dönüşür ya da şiir olmaktan çok kaba bir anlatı halindedir. Kendini veya dışsal olanı duygularıyla kavrayan çırak, duygulan dillendirme
dışında bir görüye sahip olmadığından, şiirlerinde bütünsellik oluşmaz.
Kalfalık daha olgun bir dönemdir. Kendinin bir özne olduğunu bilmesine karşın başka özneleri de kabullenmeyi öğrenmeye başlar. Kendi iç sesinin dışında başkalarının iç sesini de duymayı, şiir için gerekli olan dilin doğasını tanımayı, yazdığı dildeki üretilmiş şiirleri anlamayı öğrenir. Bir anlamda kendine rağmen kendini geliştirir. Kalfa şair, genel dil içinde kendi dilini kurmaya başlar. Hala etki altındadır, büyük şairlerinetkisi altındadır amabu öykünme ve taklit etme kadar bayağı değildir. Taklit yerini etkilenme, esinlemeye bırakmıştır. Şairlik bu uğrakta, kalfanın kendini ve insanı anlamasına olanak verir ve toplum¬la çatışmadan daha çok topluma uyarlılığa dönüşür.
Kalfa şairin bu uğrakta takılıp kalmasına neden olansa daha çok övgüdür. Özellikle bu dönemdeki şairlere verilen “ödüller” olumsuz sonuçlar doğurur. Bu yüzden şiir yarışmaları büyük ölçüde zarar vericidir, ödül alan biri, eksikliklerini unutup gidecek, başkalarının onu “şair” olarak tanımasıyla kendini olmuş hissedecektir. Böylece kendini geliştirme isteği azalacaktır. Bu yüzden eleştiri, kalfa döneminde gelişmenin en önemli itkisini oluşturur, övgüden çok yergi, kalfa şairi kamçılayacaktır. Ne var ki şair eleştiriye katlanmakta zorlanır, çünkü şiir için dışa çıkarılmasıdır. Şair yüreğini ortaya koymuştur ve şiirinden bir sözcüğün bile eleştirilmesi yahut çıkarılması, yüreğinin kesilmesi gibi bir duygulanım yaratacaktır. Kalfalıktan kurtulmanın yoluysa bu duygulanımla baş etmekle ilgilidir. Bu konuda dışsal olanın bilgisi yardımcı olabilir. Bu yüzden bilincin gelişmesi çok kritik bir öneme sahiptir.
Kalfa döneminde şiirler sadece ikinci tekil şahsa yönelik değildir, insanı bütünselliğiyle kavray¬an dizelere de rastlanır. Bu dönemde isyan şiirleri görülse bile varoluşu anlamaya yönelim de şiirin bir eğilimi haline gelecektir. Kalfa şair kendi dilini üretirk¬en, kendi dize kalıplarını da kurmaya başlar. Şiirlerinde başka kalıplardan esinler hissedilse bile daha çok kendi dilinin örnekleri görülecektir. Kalfa, şairlik sürecinde ne kadar zihinsel gelişme göstermişse, o kadar özgün bir şiir üretir. Zihni ne kadar gelişirse gelişsin kalfa şairin şiirlerinde bulanıklık vc karışıklık tamamen ortadan kalkmaz. Ancak yaza yaza, hatalarından arına arına duruluğa ulaşacak, ustalaşacaktır.
Ustalık, bilgelik uğrağıdır. Şairlik bu aşamada doğa değiştirir ve hem kendini hem insanı dönüştürme gücüne dönüşür. Artık şairlik bir çatışma veya to¬pluma uyarlanma olanağı değildir. Bu uğrakta şairlik insanı anlama süreci haline gelir. Usta şair, bilgedir. Şiirleri, “güzel”in bütün özelliklerini, “bütünsellik”, “akıcılık”, “özgünlük” vc “tazeliği” içerir. Derin bir birikimdir ve durudur. Şiirler insanları derinden etkiler,insanın kendi olmasına yönelik çisel yole uluğuna rehber eder. Artık şair kendini gerçekleştirmiştir, yalnız değildir, sevgisiz değildir, kıskanmaz, suçlamaz. Buna karşın usta şair yine de öznedir, özgündür, özgürdür. Toplumun diğer üyelerinden farklıdır.
gücünden uzakta, kendine uyarlı bir yer bulur. Kıyıda köşede yaşar. Şairliğin temel doğası olan aykırılık bu aşamada, verili koşulları eleştiren bir olgunluk olarak görülür. Yalnızlık bir sevinç olarak duyumsanır. Bilge şair duygularından daha çok zihniyle kavrar kendini ve dünyayı. Bu yüzden yaşama uyarlıdır.
Her insan şairliği doğasında barındırır. Şiir sadece şairlerin değil, her insanın kendini tanıma olanağıdır. Şairliği köre İtenler, köreltmeyenlerin içsel yolculuğuna katılırlar. Ne var ki şairlik bir süreçtir, şair her uğrakta aynı doğayı taşımaz. Şairliğin doğasım bilirsek, şairleri anlamamız da kolaylaşır. Çıraklık uğrağındaki bir şairle ilişki içindeyseniz, şairlerin eksikli, hastalıklı olduğuna yönelik bir yargıya kapılmanız içten bile değildir. Ancak bu yargı şairliği anlatmaz, sadece bir uğrağındaki durumu anlatır, o kadar. Bu yüzden şairliğin doğasını bilmek, sadece şairleri değil, şiiri de anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Sarı Kız ŞİİR

05 Haziran 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Sarı Kız ŞİİR
Sarı Kız

  • Yine gecenin bu saatlerinde umutlar
    seni sensiz ve de sesizce hatırlattı bana
    bu karanlık ışık saçan yıldızlardan
    seni soruyorum sensiz ve sessiz gizlice
    hani olmayacak bir şey ,biliyorum ama  bir umut olsun
    belkide bu yaşlı gözlere , şu yaşlı adama acırda
    mazide kalmış hayallerden birini oynatır
    ama sen gerçekten kalan bir hayal
    aklımın her köşesinde oldun unutulurmusun
    hergeçen gün ayrı bir duyguyla hatırlanıyorsun sen seni
    bana soranlara yastayım diyorum
    nasıl sarı kız senin yalanın kadar inandırıcı oldumu
  • avcıbey

Bir şiir yazdım sana saçma sapan, ama benim hissettiğim, bunlar, yalan söyleyemem senin gibi, maziden gelen bir his, tüm hücrelerinde dolanıyor beynimin, unutmak istesem de, hatırlatıyor seni bana,

kaybolmaz yaşanmış anılar. Küllenmez ki geçsede, üstünden asırlar, Leyla, Mecnun neki, benim sevgim mezara kadar aklımda. Birsen bir ben, birde senin hayalinle başbaşa, biçare, suskun, yıkık harabe.ben anlamsız ayrılışa, anlam yüklemek isterken sıyrılan sıra sıra film gibi sanki kare kare sen , yine sen, buda sen. Hayalimde aklımda.

Avcı bey arkadaşımızın sevdiği canı bildiği, kalbinin kraliçesi saydığı, biricik aşından, ayrıldıktan sonra yaşadığı, duygu yoğunluğunu bizlere yazdığı  güzel bir şiirle ulaştırdı. Yayımlamamızı istedi bizde avcı bey arkadaşımızın. Duygularını, yaşadığı hayal kırıklığını ve, yalanların, içini acıttığı bu sitem dolu şiiri sizlerle paylaştık insan hayatını, sevgisini hiç eden, sevgiler, sevgililer olacaktır elbette, önemli olan bu yaşanmış güzel duyguların, bittiğinde ki tutum ve davranışlarıdır. giden gitmiştir gittiği an bitmiştir sözüne ben katılmıyorum. Avcıbeyinde katılmadığını yazdığı bu sitem şiirinden anlıyoruz. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Aşkları sevgileri, duyguları yoğun yaşayan arkadaşlar sizlerinde paylamak istediğiniz yazılarınız şiirleriniz, varsa tatlialem web adminleri olarak değerlendireceğiz. Duygular paylaştıkça değer kazanır. Teşekkür ederiz.

Sarı Kız ŞİİR , omegla , chat , sohbet

Kara Geceler Yalan Dünya Şiir

28 Mayıs 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Kara Geceler Yalan Dünya Şiir

Karamsar gecelerin, karamsar yazıları, aklımda dolanıyor, paylaşamadığım, sözlerim aklımın içinde yanıyor sönüyor. Bir ben bilirim birde seni, hak ettim-mi, sence bunca sözü? Hiç düşünmedim, senin uyuşmuş aklın. Kötü söz her zaman söyleyeni yansıtır. Bu güzel yazının sitem dolu kelimeleri arasında, bir bulmaca aradım, bulmak çözmek, bir kör düğüm. Acıyan, duygular, sızlayan yürek, birde, kırılan kalp. Değer-miydi bilemem. Dünya fani, hayat kısa. Biz günahkar. Utansın nokta kadar menfaate, virgül gibi eğilenler. Menfaat düşünür, yanında dolananlar.

Yalan Dünya

Karamsar bir gidiş var anlamadığım
Çekemezlik, yol almış gidiyor dolu dizgin
Sanki dünya malı omuzlarında gidecek ahirete
Almıyor aklım ne deneni nede söyleneni
Paylaşılamayan nedir, tapusu yok misafiriz ki
Mal sahibi, mülk sahibi, nerede bunun ilk sahibi
Bilen çıkmadı daha,  gören kesinlikle yok
Ana bacı sözleri yalan, var gitte biraz sen oyalan
Doydum dünyanın hile karlarından
Bir avuç kara toprak nasip etsin gerisi yalan
Söyleyen diller yalan, gidilen yollar yalan
Duyduğun sözler yalan, gördüğün yüzler yalan
Namazın yok niyazın yok, Allah diye gezesin yok
Hatırın yok, hürmetin yok, büyük başın
Koca burnun, Kafdağı’nda yukarılardan inesi yok
Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var
Diyen, güzel demiş, tam yerine söylemiş.
Sen yalan, ben yalan, dünya yalan
Ben fani, sen fani, kalıcı can alan
Birde bu dünyayı yaradan

Güzel bir serbest yazının daha sonuna geldik.Kara Geceler Yalan Dünya Şiir, serbest yazımızda, tanıdığımız bir çok insanın dünyada ölümünde var olduğunu, unutması, kendi nefisleri, rahatları için, Allah’ın evi gönülleri, kırdığı, kırmakla kalmayıp, yok etmek için yalan iftiralarla, yaralayıp incitildiğinin, üstünde duruldu. Bir nefes alıp düşünülmesi, ölümü hatırlamaları için, ince sözlerle süslendi, kırmadan dağıtmadan, hatırlatmalar yapıldı. Dünya senin olsa ne yazar sonunda ölüm olduktan sonra, akıllarda kalan tatlı dil güler yüz.

Sevgili okurlarımız sizlerinde yazdığınız, serbest yazılarınız varsa, tatlialem web iletişim bölümünden bizlere yayımlanmak üzere vere bilirsiniz sizlerinde duygu düşüncelerini, kendi adınızla yayımlayıp, okurlarımızla buluşturabiliriz. Teşekkür ederiz.

Neydi Bizi Ayıran

24 Ocak 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

neydi bizi ayıran

Bir sevdaydı bizimkisi,kül olup gitti. Bir aşk’tı bizimkisi roman olup bitti. Ne güzel günlerimiz geçti beraber,ne güzel anımız oldu şimdi ise yıkık bir şehrin zavallısı olduk, Geçen günlerden akıp giden zamandan hep birbirimizi arar olduk. Şimdi sen başka şehirde, ben ise kuytu köşelerde gözyaşlarımla hayalinle hep konuşur,ateşler içinde yanan yüreğime hesap suruyorum. Bu kadar basitmidi sevdamız bu kadar alçakmıydı kalbmiz şimdi gözyaşlarımla hayalini ıslatıyorum bedenim yıkık dökük virane gibi.

images (21)

Dağların bile aşkımıza şahit olduğunu gördük. Ne engeller aştık,ne çareler ürettik birbirimize olan aşkımızdan. Bu yıkılan onur kaybolan gurur bitmeyen tut, şimdi ise yerlerde sürünüyor. aşkımız ebedi olacaktı,aşkımız sersefil oldu bak görüyormusun şu dağların kar yağdığına nedir biliyormusun güvendiğimiz dağlara bile kar yağdı. Neydi seni benden ayıran,neydi gunahımızı çeken, bir garip olduk kaybolan bir şehirde yolumuzu kaybettik. Oyna hayallerimiz vardı umut dolu yıllarımız vardı. imdi ise ne sen varsın nede hayalin var karşımda. Sadece ölümü bekleyen bi beden var.

indir

Aşk ebedi olduğunu sanıyorduk. Aşkın bizi öldürmeyeceğini hep sanardık. Nerden bilebilirdikki gerçek aşkın yıkıldığı bir saltanatın kalbimize bir ateş parçası düşüreceğini. İşte gerçek sevgi değilmiş. Aşk diye birşey yokmuş. Sadece yaşanılan bir hayat yıkılan bir ülke varmış

Bir Sen Birde Ben

18 Ocak 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

bir sen birde ben

Beraber geçirdiğimiz aşk mazilerimiz vardı. Ne yazıkki şimdi geride hiçbirşey kalmayıp adeta tufana dönüşmüş yoksul kalan köy çocukları gibi aşka susadık. Sevdam bile el vermezken boyun eğmelere, ama sen bir anda yıktın bedenimi ve ruhumu tüm benliğimi alıp gittin. Oysa güzel günlere kucak açmışken bu ayrılıklar nerden çıktı, hayallerimiz vardı bir sen birde ben, yürüyerek tuttuğumuz hayallerimiz nerde kaldı, oyna ne günler geride kalıpta gözyaşlarımızla maziyi silipte gittik. Ayrı kaldık gunahlarımızla başbaşa kaldık ne sevgiler yaşadık,ne umutlar taşıdık bu bi çare gönülde,dermansız kalan kalpte acılar içinde kıvranan bu yürekte, şimdi kimleri saracak o bedenin, yakamozlar düştü gönlümün taa derinliklerine hayaller akıp gitti yaşanan onca sevgi kahrolup bitti. Neydi bizim gunahımız bu aşkta, neydi suçumuz ayrı kaldık bu şehirde, sanki yuzyıllardır hiç görmemişim seni duymamıım o ince sesini yıldızlar kayıp gitti ömrümüzde. Bir dilek tutamadık var olan sevgimiz için, bak nasılda bitti hayaller içerisinde yaşayan bedenlerimiz bir sen birde ben vardık.. Seni Seviyorum meleğim

Hayatı Tersten Yaşamak

16 Ocak 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami’de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi
hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…
Altmışlı yaslara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. ve
genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan
olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karsınızda el pençe divan…

Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade…..aman ne güzel günler
başlıyor… derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iy i
olur diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış, ‘fazla çalıştın’ diyor ‘artık eve dön, işi
bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun…’
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem
başlıyor.
Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlı yor, araba kullanma
derdi de yok artık….
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, ‘evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna’ diyorlar.
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta
bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve….
En güzeli de……
Günün birinde müthiş keyifli  bir geceyle hayatınız bitiyor… indir

Canımın Dibi

13 Ocak 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Ve sevgilim, seni anlatmak istediğimde “ya yarım kalırsa cümlelerim” diye korkarım. Çünkü sen yarım bırakılması gereken son şeysin.Solumdaki en yoğun duygusun; zira başka türlü bu kadar hızlı atmazdı kalbim. Hiçbir gülüş beni böyle heyecanlandıramaz, ben. Beceriksiz halin bu mu sevgilim? Bu okuduklarımın üzerine ellerini tutmak sigara bağımlılarına göre yemekten sonra sigara yakmak gibi. Ilık bi’ duş alıp gözlerini kapatır kapatmaz uyumak gibi. Çayı tam kıvamında içmek gibi sevgilim.

Canımın dibi.
Canımda canan.

Birbirimizi böylesine sevebildikten sonra, varsın yansın dünya.
Süslü cümleler istemem sevgilim
Sen gözlerime bak;
Ben yazar, çizerim.

İyi ki aşk, bugün de iyi ki.

~Pr3ns3s~

 

Sonraki yazılar »