Mutfak İçin Pratik Bilgiler

24 Ocak 2015 Yazan  
Kategori Bilmediklerimiz

Bazen hayatımızda her bazen değişiklik yapmak isteriz. Bunlardan birincisi mutfağa girmek, mutfağa girerken yemek yapmak isteris,peki hangi yemekleri yapmak isteris işte buna bazen karar veremiyoruz. Aklımıza gelen ilk yemek ve kolay tarifi olan çabuk pişen ve mideye iyi gelen çorba 🙂 çorba yapmayı herkesin bildiğini sanıyoruz. Ama öyle olması gerekiyor. Ama bazende herkesin bilmediğini biliyoruz,çorba pişirmekte bir beceridir

1. Yeşil bir muzu sarıya veya çok sert bir şeftaliyi biraz daha yumuşak hale getirmek için tek ihtiyacınız kağıt bir torbaymış. Meyveler kağıt torba içerisinde saklandığında daha hızlı olgunlaşırmış.

2.Muzun daha uzun süre dayanması için koparıldığı yere plastik sarmamız yeterliymiş.

3.Patatesleri doğradıktan sonra soğuk suda bekletmek kahverengileşmesini önlüyormuş.

4.Yumurtanın taze olup olmadığını da bir kase suya koyarak anlayabiliyormuşuz. Dibe batıyorsa taze demekmiş, ne kadar yüzeydeyse o kadar eski demekmiş.

5.Patatesleri önce kaynar suya sonra da buza koyarsak kolayca soyulurmuş.

6.Açılmayan kavanozu sıcak suyun altında bekleterek daha kolay açabilirmişiz.

7.Yarı yumuşak peynirleri dağılmadan rendelemek için 10-15 dk öncesinde buzlukta bekletmek gerekiyormuş.

8.Fazla yumuşamış tereyağı buza batırıldığında kolayca donuyormuş.

9.Şekerlenmiş bal kavanozu 5-10 dk kaynar suya batırırsak bal eski haline dönermiş.

10.Tencerenin başında beklemek istemediğimizde taşmasını önlemek için tahta bir kaşığı yatay bir şekilde tencerenin üstüne koymak yeterliymiş.

 

pratikbilgiler

Hayatı Tersten Yaşamak

16 Ocak 2015 Yazan  
Kategori Şiirler

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami’de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi
hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…
Altmışlı yaslara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. ve
genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan
olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karsınızda el pençe divan…

Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade…..aman ne güzel günler
başlıyor… derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iy i
olur diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış, ‘fazla çalıştın’ diyor ‘artık eve dön, işi
bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun…’
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem
başlıyor.
Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlı yor, araba kullanma
derdi de yok artık….
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, ‘evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna’ diyorlar.
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta
bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve….
En güzeli de……
Günün birinde müthiş keyifli  bir geceyle hayatınız bitiyor… indir